Spontan pnömotoraksın nadir nedenlerinden biri olan katamenial pnömotoraks (KP), genç kadınlarda adet kanamasının hemen öncesinde ya da ilk 72 saati içinde ortaya çıkan, tipik olarak göğüs ağrısı, nefes darlığı ve bazen balgamda kanın eşlik ettiği bir pnömotoraks türüdür. Kadınlarda görülen spontan pnömotorakslar içindeki sıklığı %1–5 arasındadır. Tekrarlayan pnömotoraks nedeniyle ameliyat edilen kadınlarda ise bu tanı %25’e varan oranlarda konulmuştur.
Klinik özellikler
Tanı konulmadan önce genellikle birden fazla pnömotoraks atağı yaşanır. Klinik olarak diğer primer spontan pnömotorakslara benzer; ancak üreme çağındaki kadınlarda görülmesi ve adet dönemlerinde tekrarlaması ile ayrılır. Pnömotoraks genellikle sağ taraftadır, adet dönemiyle çakışan tekrarlama eğilimi yüksektir ve pek çok hastada pelvik endometriozis bulguları vardır.
Nasıl oluşur?
Hastalığın mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte çeşitli hipotezler öne sürülmüştür. Göğüs boşluğunda endometriozis ya da akciğer zarı altındaki endometrial odaklar en akla yatkın açıklama gibi görünse de, endometriozis saptanmayan hastalarda diyaframdaki küçük açıklıklar (fenestrasyonlar) akla gelir. Bu hipoteze göre hava, adet döneminde genital sistem aracılığıyla karın boşluğuna geçer ve genellikle sağ diyaframda bulunan açıklıklardan o taraftaki göğüs boşluğuna ulaşarak pnömotoraksa neden olur.
Tanı
Katamenial pnömotoraks düşünülen hastalarda akciğeri ve göğüs duvarını örten zarlar endometrial odaklar, bül ve blepler açısından; diyafram ise defektler açısından değerlendirilmelidir. Tanıda toraks BT ve MRG sık kullanılır; ancak kesin tanı, tedavi amacıyla yapılan ameliyat sırasında konur.
Tedavi
Tedavi seçenekleri arasında her atakta tüp torakostomi, ağızdan alınan kontraseptifler ya da düşük doz androjenlerle yumurtlamanın baskılanması, kimyasal plörodezis, histerektomi ile birlikte her iki yumurtalığın alınması ve torakotomi ile plevral abrazyon veya plörektomi yer alır.
Günümüzde VATS, katamenial pnömotoraksın hem tanısında hem tedavisinde önemli bir yere sahiptir. Cerrahi tedavi sonrasında bildirilen nüks oranı %30–40’tır. Nüksü önlemek için diyafram defektleri mutlaka kapatılmalı, gerekiyorsa diyaframın ilgili bölümü çıkarılmalı ve işleme plörodezis ve/veya plevral abrazyon eklenmelidir. Cerrahi ile hormonal tedavinin birlikte uygulanması da tekrarlama oranını azaltmaktadır.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.
